Tarık Ümit Yanık

Tarık Ümit Yanık

Tüm Makaleleri

Tarık dedik ya…

Tarık dedik ya… Aslında bir isimden fazlasıydı. Tarık, fark edilmeyenlerin adıydı.

Tarık, Belki aramızda biriydi.

Tarık. Belki aramızda biriydi. Belki her hafta aynı safta durduğumuz ama hiç tanımadığımız biri.

Kim, kimin yoluna girecek dedik ya…

Kim, kimin yoluna girecek dedik ya… Belki de asıl mesele, yollarımızın hiç kesişmemesi değil; kesiştiği hâlde durmamamız.

Hayat hutbeye dönüşür dedim ya…

İşte o zaman sözler kısalır, anlam büyür. Kimse uzun uzun anlatmaz artık. Çünkü herkes ne yapması gerektiğini bilir. Bir bakış yeter, bir işaret yeter, bir selam yeter.

Hayat değişir dedim ya… Aslında hayat bir anda değişmez.

Yavaş yavaş değişir. Fark ettikçe değişir. Sorumluluk aldıkça değişir.

Gerçekten görmeye başlamak dedim ya…

İnsan bazen en çok baktığı şeyi görmez. Her hafta aynı yüzler yan yana durur. Aynı insanlar aynı safta.

Kalp attığında hayat değişir dedim ya…

Kalp attığında hayat değişir dedim ya… Aslında mesele tam da budur.

Ve işte tam burada insan kendi kendine şu soruyu soruyor:

“Biz gerçekten camiye gidiyor muyuz, yoksa sadece camiye uğrayıp geri mi dönüyoruz?”

Ve düşündüm: Belki de biz hutbeyi yanlış yerde arıyoruz.

Hutbe sadece kürsüde okunmaz. Hutbe bazen bir dükkânda başlar, bazen bir kapı tokmağında, bazen bir insanın “Ben yardım ederim” dediği anda.

Ve belki de en zor soruyu en sona saklamak gerekiyordu:

“Biz gerçekten kardeş miyiz, yoksa sadece aynı safta duran yabancılar mı?”

Ve dedim ki: “Vicdan rahatsızsa hâlâ umut vardır

Çünkü en tehlikelisi susmak değil alışmaktır. Açlığa alışmak. Yoksulluğa alışmak. Yalnızlığa alışmak. Kepenk kapatan esnafa alışmak. Okulu bırakan gence alışmak

Ama belki de artık hesaplaşma zamanı gelmiştir, dedim içimden.

Ama belki de artık hesaplaşma zamanı gelmiştir, dedim içimden. Başkasıyla değil… Kendimizle.

Daha fazla göster
Üst