Bu yol, yalnızca ayakla değil; niyetle, sabırla, edep ile yürünür.

Tarık bilir ki Hak yolu,
kalabalıkların alkışladığı değil,
hakikatin çağırdığı yoldur.
Kimi zaman sessizdir bu çağrı,
kimi zaman insanın içini titreten bir sızı.

O, Hak yolunda yürümeyi
makamdan, şöhretten, övgüden üstün tutar.
Çünkü bilir:
Dünya geçicidir,
Hak bakidir.

Tarık için Hak yolu;
doğruyu savunurken yalnız kalmayı,
yanlışa ortak olmaktansa bedel ödemeyi,
nefsini yüceltmek yerine dizginlemeyi gerektirir.

Bu yol sabır ister.
İmtihan ister.
Kimi zaman susmayı,
kimi zaman hakkı haykırmayı ister.

Tarık, Hak yolunda yürümeyi seçtiğinde
kolay olanı değil, doğru olanı seçmiştir.
Menfaatin değil, adaletin izini sürmüştür.
Kalbin pusulasını dünyaya değil,
hakikate çevirmiştir.

Her adımda bilir:
Hak yolu yürüyene yük olur,
ama sonunda gönle nur olur.
Düşen olur, yorulan olur,
ama vazgeçen Hak yolcusu olamaz.

Tarık yürür.
Bazen sessizce,
bazen dua ederek,
bazen gözleri dolu ama kalbi diri.

Çünkü Hak yolunda yürümek,
bir varış değil,
bir sadakattir.

Ve Tarık,
bu sadakatin yolcusudur.