Bu ülkede bu laf kolay söylenmez. Söyleniyorsa, arkasında laf değil iş vardır.
Adamlık;
mikrofona konuşmak değildir.
Adamlık;
koltuğu sevmek değildir.
Adamlık;
zor zamanda geri durmamaktır.
Yusuf Ziya Alim’in adamlığı tam burada başlar.
* Rahatını değil, sorumluluğunu seçtiği yerde
* Alkışı değil, sonucu tercih ettiği yerde
* “Bana ne” demeyip yükün altına girdiği yerde
Adamlık budur.
Bu ülkede çok “makam sahibi” gördük.
Ama çok az emanet sahibi gördük.
Emaneti omuzlamak cesaret ister.
Çünkü emanet,
hesap vermeyi beraberinde getirir.
Yusuf Ziya Alim hesap vermekten kaçanlardan değil.
Hesap sorulmasından korkanlardan hiç değil.
Sabah 07.45’te işin başında olmak,
hafta 6 gün sahada olmak,
“ben buradayım” demenin en net halidir.
Adam lafla belli olmaz.
Adam mesaiyle belli olur.
Adam disiplinle belli olur.
Adam, zor zamanda yalnız kalmayı göze alarak belli olur.
Bugün ÇAYKUR’da:
* İş ciddiyse
* Sahada düzen varsa
* Üretici muhatapsa
* İsrafın musluğu kısıldıysa
Bu tesadüf değil.
Bu, adam gibi durulan bir çizginin sonucudur.
Biz kimseyi putlaştırmıyoruz.
Ama emeğin de hakkını yedirmiyoruz.
Çünkü adam olan,
arkasından konuşulunca değil,
işi konuşulunca belli olur.
O yüzden yazıyoruz.
İsmiyle yazıyoruz.
Net yazıyoruz.
Yusuf Ziya ALİM — ADAMDIR.
Çünkü bu ülkede
doğruyu savunmanın da,
yükü omuzlamanın da
bir bedeli vardır.
Ve o bedeli ödemeyi göze alanlara
bizim sözümüz nettir:
YOL DEVAM.
Susmadık.
Unutmadık.
Vazgeçmedik.