Çiftçi borçla gübre alırken, bahçede maliyet hesabı yaparken, evine götüreceği parayı düşünürken;
birilerinin tek gündemi “kim gidecek, kim gelecek” oluyorsa
orada samimiyet aranmaz.
ÇAYKUR üzerinden operasyon yapmak,
aslında üreticiye operasyon yapmaktır.
Çünkü ÇAYKUR zayıflarsa
fiyat zayıflar.
Üretici zayıflar.
Bölge zayıflar.
Bu kadar açık.
Bugün yapılması gereken;
kurumu yıpratmak değil, güçlendirmektir.
Eleştiri mi? Elbette olacak.
Ama iftira değil.
Rekabet mi? Elbette olacak.
Ama kumpas değil.
ÇAYKUR’un yönetimine talip olan varsa,
buyursun vizyonunu açıklasın.
Projelerini koysun.
Maliyetleri nasıl düşüreceğini anlatsın.
Çiftçinin gelirini nasıl artıracağını söylesin.
Ama perde arkasından isim servis ederek,
sosyal medya üzerinden karakter aşındırarak
yol almaya çalışanlar,
bu milleti hafife alıyor demektir.
Şunu herkes bilsin:
Bu topraklarda çay sadece tarım değildir.
Kimliktir.
Onurdur.
Geçimdir.
ÇAYKUR’un adını tartışma malzemesi yapanlar,
aslında bu kimliği tartışmaya açtıklarını fark etmelidir.
Genel Müdür eleştirilebilir.
Her yönetici eleştirilir.
Ama ortada yolsuzluk yoksa,
israf yoksa,
usulsüzlük yoksa;
geriye kalan şey siyasi hesaplaşmadır.
Ve siyasi hesaplaşmanın bedelini üretici ödememelidir.
Bu kurum kimsenin kariyer planının basamağı değildir.
Bu kurum milletindir.
Birileri unutmuş olabilir ama biz hatırlatalım:
Koltuklar geçicidir.
Görevler geçicidir.
İsimler geçicidir.
Ama alın teri kalıcıdır.
Ve bu millet,
kimin çayın yanında durduğunu,
kimin koltuğun yanında durduğunu
çok iyi not eder.