Bazı sözler vardır; ilk duyduğunuzda basit gelir ama zihninize düştüğünde genişler, dallanır, kök salar. İbn-i Haldun’a atfedilen o cümle de böyledir:
Eğitim tarihimizde bazı dönemeçler vardır; o an fark edilmez, ama yıllar sonra etkisi bir alışkanlık gibi karşımıza çıkar.
Eğitim konuşulmaya başlandığında çoğu zaman ilk cümle bellidir: başarı oranları, sınav sonuçları, sıralamalar…
Her canlı doğar… ve ölür. Bu, kâinatın en sade ve en sert hükmüdür. Fakat insan… işte o, ölümün farkında olarak yaşayan tek varlıktır.
Geçen gün kısa ama düşündürücü bir hikâye okudum. Eşeği düğüne çağırmışlar. Eşek sevinmemiş. Yanındaki arkadaşı sormuş:
Vampirlerin balosu mutlaka bitecek. Çünkü bunlar insan etiyle besleniyor. Dünyanın bir balo salonu olduğunu ilk kim keşfetti bilmiyorum ama şurası kesin:
Bir çiçek düşün: Toprağın bağrından boy vermiş, göğe uzanmış; güneşe sevdalanmış, yağmurla nişanlanmış…
Tarlanın ortasına dikilen o sessiz muhafızı bilirsiniz: korkuluk. Ne konuşur, ne yürür; ne de gerçekten korkutur.
Öğrenmeyi en iyi açıklayan değişken “çaba süresidir.” Nokta!
Derler ki insan üç kere doğarmış. İlkini hepimiz biliyoruz: Çığlığı bastın mı doktorun elinde, annen “Oh şükür!” der, gerisi de sana kalmaz zaten.
"Amerikalı şair Edvard Estlin Cummings şöyle der; Seni diğerlerinden farksız yapmaya bütün gücüyle gece gündüz çalışan dünyada, kendin olarak kalabilmek, dünyanın en zor savaşını vermek demektir. Bu s...
Bu yazıyı okuyacağınıza ve hatta imkanı olanların çıktı alarak ya da belleklere bilgisayara kaydederek saklayacağına inanıyorum.
Bu bağlantı sizi https://www.gazeterize.com dışındaki bir siteye yönlendiriyor.