İnsan, daha doğrusu bir anne, evladını harbe gönderirken ne hisseder?
Evladını Büyük Taarruz'a gönderen bir annenin fotoğrafı bu... Zübeyde Hanım'ın.
Vefatından kısa bir süre evvel çekilmiştir, pek bilinmez. Yanında da Atatürk'ün manevi evladı Abdürrahim Tuncak.
Mustafa Kemal Atatürk, cepheye gidecekti, gizlice, kimsenin haberi olmadan.
Annesi Zübeyde Hanım'ın elini öptü ve "çay davetine gidiyorum" dedi, sanki helalleşir gibiydi.
Zübeyde Hanım çay davetine inanmadı.
Kısa bir konuşmanın ardından Mustafa Kemal, Ankara'daki bağevinden ayrıldı, gizlice cepheye gitti.
İşte Zübeyde Hanım, evladının kendisini üzmemek, telaşlanmasını engellemek için pembe bir yalan söylediğini anlamıştı.
Molla Zübeyde, tüm işleriyle ilgilenen Ali Çavuş'u çağırdı ve yazdığı mektubu oğluna, yani Kemal Paşa'ya vermesini istedi:
"Mustafa'm bilirim gelmeyeceksin. Çay davetine gidiyorum dedin. Ama molla annen nereye gittiğini bilir. Sen cepheye gidersin. Benim yüreğim bunu bilir. Senin için dua ediyorum bilesin. Bil. Ve de Mustafa'm, Zafer'i ele almadan dönme. Ben, seni beklemeyi bilirim."
Bu mektup Salih Bozok'a teslim edildi. O da Atatürk'e verdi.
İşte Atatürk annesinden hatıra bu mektubu cebine koydu ve savaş bitene kadar hiç yanından ayırmadı."
Anılarına saygıyla, rahmet ve minnetle...
Kaynak: Tolga Aydoğan