Evren başka bir adıyla kâinat dediğimiz âlemler, Allah cc. Tarafından aşamalı olarak, evrimleştirilerek, yaklaşık 14 milyar yıl önce yaratıldı.
Evren başka bir adıyla kâinat dediğimiz âlemler, Allah cc. Tarafından aşamalı olarak, evrimleştirilerek, yaklaşık 14 milyar yıl önce yaratıldı. İlk yaratıldığında böyle değildi. Zaman içinde değişti, evrimleştirildi, yenilendi. Evren izotopik ve homojendir. Evrim geçirmiştir. Hala evrim geçirmektedir. Sadece biyolojik anlamda evrim geçirmemektedir. Her alanda evrim geçirmekte, daha da genişlemektedir. Evrende pek çok yıldız, gezegen, galaksi – gökadaları bulunmaktadır. Hala yenileri yaratılmakta, bazıları da ölmektedir. Karadelikler, ömrü bitenleri yok etmektedir.
Evrende pek çok cisim vardır. Sayıları ve sıfatları kesin bilgiyle bilinememektedir. Evrenin genişliği konusunda da farklı bilgiler verilmektedir. Evrenin genişliği 200- 300- 500 ışık yılı denilmektedir. Teleskopla günümüzde ancak 20 milyon yıl uzaktaki cisimler tespit edilebilmektedir.
Evren genişledikçe, gök cisimleri de birbirinden uzaklaşmaktadır. Bir balon üzerinde işaretlenen noktalar, balon şişirildiğinde nasıl birbirinden uzaklaşıyorsa, gök cisimleri de birbirinden uzaklaşmaktadır.
Evrendeki cisimlerin mineral, madde yapıları birbirine benzemektedir. Günümüzde evrenin yapısı kesin bir bilgi ile bilinmemektedir. Her geçen yıl daha da yeni bilgiler edinilmektedir. Şimdiye kadar keşfedilen 400 milyar taneden fazla gökada- galaksi vardır. 300 sekstilyon yanı ( 3x 10 üstü 23) galaksi bulunmaktadır.
Işık hızla bir saniyede 300,000 km. hızla hareket etmektedir. Işık hızı bir yılda 9,6 trilyon km. yol almaktadır. Evrenin çapı 93 milyar ışık yılıdır. ( Bunlar kesin, ölçülmüş, denenmiş, ispatlanmış değildir. Farklı makalelerde farklı bilgiler verilmektedir.)
Evrense 3 milyar ışık yılı çapında yıldızlar bulunmaktadır. Evrene 112 yıldan beri gönderdiğimiz radyo dalgalarına henüz yanıt verilmemiştir. UFO denilen cisimlerin de ne olduğu anlaşılamamıştır. Bulunan bazı insan ürünü dışı cisimlerinde henüz ne olduğu anlaşılamamıştır.
Evreni korumalıyız. Günümüzde uzaya atılan ve dünyadan 350 km. uzaklıkta dönen uydular vardır. Bunların ömrü bittiğinde uzayın derinliklerine atılmaktadır. Uzayda bu şekilde 25 bin kadar insan yapısı parça, cisim dönüp durmaktadır. Bu bir tehlikedir. Uzay, evren kirletilmesidir. Bu böyle asla olmamalıdır.
Uzayın, evrenin, dünyanın kirletilip, yaşanmaz hale gelmesi; insan ve canlıların ölümü, yok olması, yaşamın bitmesi demektir. Sıfır atık anlayışı ile hareket etmeliyiz. Çevreyi, doğayı, karaları, denizleri, havayı kirletmemeliyiz. Bugün ki, insan dünyanın hiçbir yerinde böyle bir anlayışa, yapıya sahip değildir. Denizleri çöplük, suları kirli, karaları pislik, havayı solunamaz hale getirdiler. Allah cc. İnşallah akıl, fikir, bilgi, bilinç nasip eder, inşallah. Dünyada şu an itibarıyla akıllı hareket eden insan sayısı çok azdır!
Artık 1980 yılından beri iklimler gittikçe değişmektedir. Bozulma, dengesizlik, ölçüsüzlük olmaktadır. Yüce Allah’ın yarattığı dengeli, ölçülü, hassas değerli dünyanın anasını insanlar ağlattı!
Ülkemizde 2021 yılı sellerle geçti! Doğa, fiziki yapı çok büyük zararlar gördü. Batı Karadeniz bölgesi bile haşat oldu. Oysa alabildiğine zengin ve yoğun bir orman bölgesi bulunmaktadır. Akdeniz Bölgesi de perişan oldu.
2022 yılı kurak geçti. Ürünler verimsiz oldu. Ülkemizin belli başlı 15 nehiri- ırmağı bile kurudu. Ya da çok azaldığından, oksijensizlik nedeniyle balıklar öldü! Göller, barajlar kurudu. Barajlara sondaj kuyularından su verildi.
2023 yılı kış aylarına kadar yağışsız, kurak geçti. 2023 yılı ilkbaharı ülkemizde çok yağışlı, selli geçmektedir. Bugün 12..06.2023 günüdür. Hala sel, su baskını, heyelanlar devam etmektedir. İki durumda da denge, ölçü yok! Ölçü, denge yerini anormalliğe bıraktı. İnsan dünyanın aklını bozdu. Yanı dengesiz, ölçüsüz insanlar, dünyayı kendine benzetti!
Bugün, okyanusların sıcaklığının artmasıyla, ısınmasıyla oksijen oranı azaldı. Balıklar sahillere vurdu. İnsan bu zalimliğinin, hainliğinin, suçunun cezasını mutlaka çok ağır şekilde ödeyecektir. Kimsenin yaptığı kötülük yanında kâr olarak kalmamış, kalmaz, kalmayacaktır.
Ülkemizde 1983 yılında naylon poşet kullanılmaya başlandı. Aradan geçen 40 yılda çevre, denizler, göller, okyanuslar kirletildi. Cam, şişe, lastik, dayanıklı eşyalar çevreye atıldı. Çöp işleme fabrikaları kurulmadı. Katı atıklar geri kazanılamadı. Geri dönüşüm yapılamadı. Hep daha çok kazanma hırsıyla hareket edilmedi. Üzgünüm ki, ne yazık ki, devam etmektedir.
Peygamber Efendimiz (sas)’in şu hadis-i şerifinde buyurdular ki: “Her kim bir ağaç diker de, ondan bir insan veya Allah’ın yarattığı herhangi bir canlı yerse; bu, o kimse için bir sadaka olur.”
Evren- kâinat, Allah’ın yoktan var ettiği ve bizlere bahşettiği bir nimettir. Allah’ın mülkünde ve egemenliğinde olan, imar ve ihya sorumluluğunu üzerimize yüklediği bir emanettir. Allah’ın varlığını ve birliğini gösteren hakikat kitabıdır.
Rabbimiz bu gerçeği Kur’an-ı Kerim’de şöyle haber vermektedir: “Gökleri, yeri ve bu ikisi içinde yaydığı canlıları yaratması, Allah’ın varlığının delillerindendir- kanıtlarındandır.”
Cenabi-ı Hak, hassas bir denge ve düzen ile yarattığı kâinatın kendisinin eseri olduğunu bizlere öğretmektedir. Hayat bulduğumuz bu âlemi ve içindekileri yaratanın, yaşatanın ve yönetenin kendisi olduğunu hatırlatmaktadır.
Çevresine ibret nazarıyla bakan insan, göklerin direksiz durmasında, yeryüzünün yaşamaya elverişli kılınmasında, kâinatın kusursuz işleyişinde nice hikmetler görecektir. Gökten inen yağmurla hayat bulan topraktan türlü türlü bitkiler yetişmesinde, can dostlarımız hayvanların birbirinden güzel görüntülerinde ve bizlere sundukları sayısız faydalarda nice ibretler bulacaktır.
İnsan, kâinatı- evreni keşfettikçe, kendini keşfeder. Dünyayı tanıdıkça, yaratılış gayesini daha iyi kavrar. Çevresini anladıkça, nereden geldiğini ve nereye gideceğini idrak eder. İnsan, suyu hayatın kaynağı olarak bildiği kadar, kendisinin de bir damla sudan yaratıldığını düşündüğünde tevazu sahibi olur, kibirden arınır.
Evini güneşin ışığına ve ısısına açtığı gibi gönül hanesini de İslam’ın çağlar aşan aydınlığına açtığında, iyiliği dünyaya egemen kılar. Yemyeşil vadilerin, masmavi denizlerin, yıldızlarla bezenmiş göklerin kâinatın süsü olduğunu idrak ettiği – algıladığı gibi hayâ ve iffetin de ruhun süsü olduğunu fark ettiğinde, güzel ahlakı kuşanır, huzura erer, gerçek mutluluğu elde eder.
Yüce Rabbimiz, Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor: “İnsanların kendi elleriyle yapıp, ettikleri yüzünden karada ve denizde düzen bozuldu.”
Bu ayet-i kerimede belirtilen hakikati bugün hepimiz açıkça görüyoruz. Günümüzde yaşanan çevre felaketleri, sorumluluklarımızı ihmal etmemizden kaynaklanıyor. Her gün, bir canlının daha neslinin tükendiğine dair haberler duyuyoruz. Tabiattaki doğal yaşam alanları sadece fotoğraflara konu olacak kadar azalmış durumdadır. İhmal ve kusurlarımızdan dolayı ormanlar kaybolmaya, topraklar çölleşmeye, su kaynakları yok olmaya başladı. Oysaki çevremizde yer alan her varlık, Allah katında değerlidir ve kendi lisan haliyle Allah’ı zikretmektedir.
Yüce Rabbimiz bu hususu bize şöyle haber vermektedir: “Yedi gök, yer ve bunların içinde bulunanlar Allah’ı tesbih ederler.”
Yaratılan her varlığa Yaratandan ötürü değer verelim. Kâinat kitabını, hikmet, tefekkür ve ibretle okuyalım. Kaynaklarımızı ölçülü kullanalım, israf etmeyelim. Yüce Allah’ın âleme koyduğu hassas dengeyi gözetelim ve koruyalım. Çevremize karşı sorumluluğumuzu ibadet bilinciyle yerine getirelim. Kâinatın yegâne sahibinin Rabbimiz olduğunu, bizim ise emanetçi olduğumuzu aklımızdan çıkarmayalım. Unutmayalım ki, çevremiz atalarımızdan bize bir miras, bizim de çocuklarımıza bırakacağımız eşsiz bir emanettir.
Dünyamızda canlı yaşamın başlaması tahminen 4,5 milyar yıl önce başladığı sanılıyor. Dünyamızda evren- kâinat gibi aşamalı şekilde, evrim geçirerek, 6 aşamada yaratıldı. Yanı ilk yaratıldığında dünyamız bu şekilde değildi. Tek bir kıta olduğu daha sonra bölünüp, kıtaların oluştuğu, fiziki yapının meydana geldiği anlatılmaktadır. Eskiden daha çok soğuk olduğu, buzul çağı yaşadığı anlatılmaktadır. Bunların ne ölçüde doğru olduğunu bilemiyoruz. Bilimde dün söylenen, bugün yalanlamakta, başka bilgiler söylenmektedir. En doğrusunu Allah cc. Bilir ve söyler, diyoruz.
Bize düşen görev; Allah’ın yarattığı her varlığı korumaktır. Önce kendimizi korumaktır. Allah’ın yarattığı her varlık, insana emanettir. İnsanda kendine emanettir. İnsana yaratılan tüm varlıklar emanettir. Ülkemiz atalarımızdan bize mirastır. Ülkemize çocuklarımızın, gelecek kuşaklarımızın bize emanetidir. Ama bu bilinçte olmayan, ilkel, gelişmemiş, sadece kendi kişisel çıkarını kısa süre için düşünen, beyinsiz, akılsız insan; dünyayı yaşanmaz hale getirmektedir. Bu yüzden iklimler değişiyor. İklimler arası yumuşak, yavaş geçiş olmuyor. Hatta sıcaklıkları bir gün için 10- 15 santigrat derece düşüp, çıkıyor! Eskiden yağmurlar ölçülü, dengeli şekilde tüm bölgeye yağardı. Şimdi ise bir köye, bir semte yağıyor. Seller, afetler oluyor! Ülkenin bir kısmı selle boğuşurken, diğer kısmı kuraklık, sıcaklıkla, orman yangınları ile boğuşuyor. Dünya ülkeleri de bu şekilde oluyor.
Dünyada canlılar yaratılalı 4,5 milyar yıl kadar oldu, dedik. Dört milyar yıl içinde dünyamız son 250 yıl kadar kirletilmedi, bitirilmedi. Sanayi Devrimi 1750 yıllarında İngiltere’de başladı deniyor. Aradan 273 yıl geçmiş. Ama bu 273 yılda dünyamız, karalar, denizler, hava, madenler, yerüstü ve yeraltı zenginlikler aşırı şekilde tüketildi. Tüketilenler dünyayı kirletmek için kullanıldı. Kanalizasyonlar akarsulara, göllere, denizlere akıtıldı. Arıtma yapılmadı. Hala arıtma yok! Katı atıklar, çöpler, kimyasal maddeler karaya, denizlere bırakıldı. Hala çöp- atık işleme merkezleri yok! Gelişmiş dediğimiz çıkarcı, sömürücü ülkelerde de yok! Fabrikaların bacaları havayı kirletmektedir. Gerekli yeterli önlemler hiçbir ülkede alınmamıştır. Bir düşünün 8 milyar nüfusu aşan dünyamızda, her tüketen, tükettiği, bitirdiği, yediği atığın çöpünü doğaya, çevreye atmaktadır. Deniz kıyılarına evde, işyerlerinde ne varsa, denize, akarsulara, göllere doldurmuşlar. Beyin işletilmiyor! Oysa insan kendi neslinin sonunu hazırlıyor. Pislik içinde yok olacak!
Dünyayı en çok kirletenler, gelişmiş dediğimiz, zengin ve sanayileşmiş ülkelerdir. Gelişmişi de hiçbir önlem almadığı için dünyanın içine etmektedir. Hepsi birbirinden beyinsiz hareket etmektedir. Allah cc. Akıl fikir beyin işletme yetisi kazandırır, inşallah. İnsanda bunu ister ve yapar inşallah.
İslam dinin özü; samimiyettir. Samimi Müslüman olmalı. Samimi Müslüman, başkalarına hiçbir şekilde zarar- ziyan vermez. Söz ve davranışlarımızda samimi olmalıyız. Samimi olmak; Allah’a iman etmek, emirlerini tutmak, Yasakladıklarından sakınmaktır. Hiçbir dünya çıkarı karşılığı beklemeden, bunu yapmaktır. Sözlerin en güzeli; Kur’ân’a ve sünnete bağlanmaktır. İslam dinini, peygamberimiz sas. Gibi yaşamaktır. Kalpler, gönüller, davranışlar İslam olmalı. Allah’ın rızasını kazanmak için çalışmalı. Allah’ın yarattıklarına zarar vermemeli. Zarar veren, zarar görür, bunu asla unutmamalı. Açık ve gizli her halimizi, Allah cc. Görüyor. Ödül alacağımız söz ve davranışlarda bulunmalı. Ceza göreceğimiz hiçbir söz, davranış, eylemlerde kesinlikle bulunmamalı.