Bu sezon bize hava şartlarının uygun geçmesi aslında bize planlı hasatı öğretti. Bize planlı hasatın. Çay çiftçisine geri dönüşünün ne kadar mükemmel olduğunu

ve özel sektör kapılarında. Olmayan yığılmalar sonucunda özel sektöründe yüzde yirmi 'ye varan en düşük fiyat tekliflerinin hiç yaşanmaması öğretti.
Bizlere çay sanayi sektörünün günlük işleme kapasitesinin üzerine planlı bir şekilde çay hasatı yapmamamız gerektiğini öğretti.
Ne yapmamayı bize öğreten mükemmel bir İklim şartları yaşadık. Gelecekte bu bizlere ders olur.
Çay tarımında her sezon yeni bir tecrübe, her hasat yeni bir ders bırakır. Bu yıl ikinci sürgün yaş çay hasadı ise üreticiye çok önemli bir gerçeği bir kez daha gösterdi: Panik kaybettirir, sabır kazandırır.
Haziran ve temmuz aylarında bölgemizde etkili olan serin ve düzenli yağışlı hava, çayın kontrollü şekilde gelişmesini sağladı. Gündüz aşırı sıcakların yaşanmaması, gecelerin serin geçmesi yaprağın erken olgunlaşmasını önledi. Böylece üretici, uzun yıllardır özlemini çektiği en rahat ve en kontrollü hasat dönemlerinden birini yaşamaya başladı.
Oysa mayıs ayında tablo çok farklıydı.
Erken hasat telaşı, Kurban Bayramı tatilinin oluşturduğu zaman baskısı ve sıcak havaların etkisiyle birçok üretici çayını aceleyle topladı. ÇAYKUR'un kotası dışında olan ürünlerin önemli bir bölümü, özel sektöre devlet fiyatının yaklaşık yüzde 20 altında satıldı.
Bunun bedelini ise doğrudan üretici ödedi.
İkinci sürgün ise bunun tam tersini gösteriyor.
Çaykur ün erken çay alım doğru politikasıyla 8 Temmuz'da başlayan hasadın, mevcut hava şartları devam ettiği takdirde ağustos ayının ilk haftasının sonuna kadar uzaması bekleniyor. Hasadın yaklaşık bir aya yayılması, hem fabrikaların günlük işleme kapasitesini rahatlatıyor hem de piyasanın doğal dengesini koruyor.
Bugün üreticiye düşen en önemli görev, henüz olgunlaşmamış bahçelere kesinlikle girmemektir. Hasadı zamana yaymak, belki hava şartları nedeniyle yüzde 5-10 civarında rekolte kaybına neden olabilir. Ancak geçmiş yıllarda ve ilk sürgünden yaşanan en az yüzde 20'lik fiyat kaybının yanında bu, çok küçük bir bedeldir. Asıl kazanç, ürünü gerçek değerinde satabilmektir.
Nitekim piyasa bunun ilk sinyallerini vermeye başladı. İkinci sürgünün ilk günlerinde 28-29 TL seviyelerinde başlayan özel sektör alımları bugün devlet fiyatı olan 35 TL seviyesine ulaştı. Hatta bazı fabrikalar, yeterli miktarda yaş çay bulabilmek için bunun da üzerine peşin alım yapabileceklerinin işaretlerini veriyor.
Bu gelişme kontrolün üreticinin elinde olduğunda olumlu gelişmlerin yalnızca üreticinin lehine değil, sağlıklı rekabet ortamında faaliyet gösteren özel sektörün de lehinedir. Rekoltenin bir miktar düşük olması, işlenecek kuru çay miktarını da azaltacak; bu da mamul çayın gerçek piyasa değerine ulaşmasına katkı sağlayacaktır.
Bu sezon belki de ÇAYKUR'un alım miktarı önceki sezonlara göre bir miktar azalacaktır. Çünkü üretici, aynı fiyatı peşin ödeyen özel sektöre yönelmeye başlayacaktır. Bu da piyasanın kendi doğal dengesi içinde oluşan sağlıklı bir sonuçtur.
Sonuç olarak, uzun yıllardır belki de en başarılı çay sezonlarından birini yaşıyoruz. Bunun en büyük mimarı, hiç şüphesiz üreticinin emeğiyle birlikte uygun seyreden hava şartlarıdır. Şimdi yapılması gereken tek şey; acele etmeden, paniğe kapılmadan, planlı ve kontrollü bir hasat anlayışını sürdürmektir.
Çünkü bugün bir kez daha gördük ki çayda bereketi artıran hava şartlarının yanında; sabırdır, planlamadır ve emeğin gerçek değerini koruyabilmektir.
Rabbimizden dileğimiz; bu bereketli sezonun üçüncü sürgünde de ve geleçek yıllarda aynı güzelliklerle devam etmesi, tüm üreticilerimize bol kazançlı, bereketli ve kayıpsız bir hasat nasip etmesidir. Amin.

Emin Kanbur / Çay Üreticisi.