Son yıllarda küreselleşen dünyamızda bize ait değerleri iyi koruyamadığımız ortadadır. Televizyon görüntüleri diğer medyatik görüntüler, internetteki siteler, sanal ortamlar  duygu ve düşünce dünyamızı allak bullak etmiştir. Bunların tamamı gelip geçicidir. “Söz uçar, yazı kalır. Rize şehrini yarınlara taşıyacak kitaplar, Eski fotoğraflar bu karmaşa içinde  ‘maziye ait yadigarlar’ olarak değer kazanır. İl Kültür Müdürlüğü Rize’ye özgü sözlerin tişörtlerde yazan Bezdum – Darlandum – Hohol oldum’dan ibaret olmadığını anlatan eserler basmaz. Rize de yaşayan Yakup Özkan, Osman Efendioğlu, Ali Taşpınar, Orhan Naci Ak gibi değerleri içine alan bir kültür danışma kurulu oluşturmaz onlardan yararlanmaz.

KÜLTÜR ALANDA ZAYIFIZ

Prof. Dr. İsmail Kara 1. Rize Sempozyumu’na sunduğu “Şehir Fikri ve Rize Kültürü Araştırmalarına Dair Birkaç Not “ başlıklı tebliğde uyarılarda ve tespitlerde bulunuyor  ve şunları belirtiyordu : “Rize ile ilgili her türden fotoğrafın derlenmesi ve özellikle eskilerinin yaşlı ve tecrübeli insanların bilgisine başvurularak tam tarihlendirilmesi ve tanımlanması gerekmektedir. Valilik başta olmak üzere şehir merkezindeki resmi dairelerin ve müdürlüklerin arşivlerinde bulunabilecek fotoğraflarla köklü  ailelerin mirasçılarında muhafaza edilen malzeme için de bu türden çalışmalar yapılmalıdır. Bu konuda Fatih Sultan Kar’ın yaptığı bir ön derlemedir. Tarihi binalar, camii ve mescitler, ahşap evler, mezar taşları, taş köprülerle yörenin günlük hayatında ve ev içinde kullanılan eşyalar, giyim kuşam, kaybolmaya yüz tutan meslekler, terk edilen aletler için de aktüel fotoğraflama ve arşivleme çalışmaları yapılmalıdır”. Bu tespitlerde çok doğruydu ama ütün bunları hayata geçirmek gönül işidir.