Yıllardır tekrar eden problemler karşısında çözüm üretilememesi, üreticilerde sahipsizlik duygusunu güçlendirmektedir
Türk çay üreticileri her yıl yaklaşık 1,5 milyon ton yaş çay yaprağı üretmekte, bu üretim sonucunda yaklaşık 300 bin ton kuru çay elde edilmektedir.
Üretilen kuru çayın yüzde 90'a yakını iç pazarda tüketilirken, kalan kısmı ihracata konu olmakta ve ülke ekonomisine önemli katkılar sağlamaktadır.
Ancak çay sektörü yalnızca üreticiden ibaret değildir.
Yaş çay üreticileri, fabrikalarda çalışan işçiler, idari personel, makine sanayi, yedek parça ve diğer sanayi tedarikçileriyle birlikte düşünüldüğünde yaklaşık 2,5 milyon insan geçimini bu ekonomik döngüden sağlamaktadır.
Bu nedenle çay, Doğu Karadeniz'in sadece bir tarım ürünü değil, aynı zamanda ekonomik ve sosyal hayatının temel direğidir.
Böylesine büyük bir ekonominin sahibi olan bizlerin, çay sektörüne çok daha fazla sahip çıkmamız gerekmektedir. Çayın geleceğini belirleyecek süreçlerde üreticilerin, ve temsil sivil toplum kuruluşlarının ve sektör temsilcilerinin güçlü bir şekilde yer alması şarttır.
Aksi halde bu büyük pazardaki etkinliğimizi ve söz hakkımızı zamanla kaybetme riskiyle karşı karşıya kalabiliriz.
Bugün dikkat çekici bir başka gerçek ise çay tüketicisinin yaş ortalamasının giderek yükselmesidir. Genç nesiller arasında çay alışkanlığının yeterince gelişmediği görülmektedir.
Oysa farklı sıcak içecek sektörleri, renkli ve cazip sunumlarla genç tüketicileri kendi pazarlarına çekebilmek için yoğun çalışmalar yürütmektedir.
Gençlerle yaptığımız görüşmelerde çaya karşı mesafeli durmalarının temel sebepleri arasında; kalitesiz ürün algısı, boyalı çay söylentileri, düşük fiyatlı ve güven vermeyen ürünlerin piyasada bulunması gibi endişeler öne çıkmaktadır. Bu olumsuz algının mutlaka kırılması gerekmektedir.
Türk çayı, bu ülkenin milli sıcak içeceğidir. Gençlerimizin çaya sahip çıkması, çay kültürünün yeni nesillere aktarılması ve çayın sağlık, kalite ve güven unsurlarıyla yeniden tanıtılması büyük önem taşımaktadır.
Çünkü bu pazarın kaybedilmesi halinde en büyük zararı yine çay üreticisi, bölge insanı ve sektörün tüm paydaşları görecektir.
Bugün yaşanan sorunları yıllara erteleme lüksümüz yoktur.
Yıllardır tekrar eden problemler karşısında çözüm üretilememesi, üreticilerde sahipsizlik duygusunu güçlendirmektedir. Oysa çay, günü kurtaracak politikalarla değil, uzun vadeli ve sürdürülebilir stratejilerle yönetilmelidir.
Bu nedenle yetkililere ve siyasi karar vericilere çağrımız nettir:
Sürdürülebilir bir yaş çay tarım politikası oluşturulmalı, sürdürülebilir bir siyah çay politikası hayata geçirilmeli Çay Kanunu ile yasal güvence ye alınmalı ve Türk çayı sıcak içecekler sektöründe hak ettiği değere ulaştırılmalıdır.
Bunun için tanıtım, eğitim, pazarlama ve genç nesilleri hedef çay tiryakiler kitlesi alan projeler vakit kaybetmeden hayata geçirilmelidir.
Türk çayı sadece bir ürün değil, Doğu Karadeniz'in ekonomisinin lokomotifi ve milyonlarca insanın geçim kaynağıdır.
Bu değere hep birlikte sahip çıkmak zorundayız.
Emin Kanbur / Çay Üreticisi