2026 yılı çay sezonu öncesi acilen önlemler alınması için açık bir çağrıdır. Bunu görmek için kahin olmaya gerek yok.
Dün akşam düzenlenen bir iftar programında; özel sektör çay fabrikası sahipleri, (aile işletmeleri), yaş çay üreticileri ve çay tarımıyla ilgili ziraat dernekleriyle bir araya geldik.
Yapılan geniş istişarede ortaya çıkan tablo ne yazık ki hıc umut verici değil.
Yaş çay üreticisinin derdi büyük.
Alım gücümüz her geçen yıl eriyor; son üç yılda yaklaşık yüzde ellilik bir kayıp yaşandı ve tabi ki büyük kaybımız destekleme pirimi. Ancak mesele sadece üreticinin meselesi değil.
Küçük ölçekli çay fabrikaları ve çay sanayi sektörü de aynı girdabın içinde.
Her yıl üretimden çekilen, kapısına kilit vuran onlarca fabrika var.
Atıl kalan tesisler, aslında bölge ekonomisinin sessiz çığlığıdır.
Şu gerçeği artık net bir şekilde ifade etmeliyiz: Bizim ürettiğimiz mahsul sıradan bir tüketim ürünü değildir. Yaş çay yaprağı, ancak bir sanayi tesisinde işlenerek nihai ürüne dönüşen bir sanayi ham maddesidir.
Üstelik depolanamaz, bekletilemez, tarlada olgunlaşma süresi dışında bekleyemez.
Hasat edildiği andan itibaren sayılı günler içinde fabrikaya ulaştırılmak zorundadır.
Bu zorunluluk, üreticiyi sanayi sektörüne mecbur kılmaktadır.
Küçük sanayiciyi Özel sektörün %30 kapsamakta da bu grupta kırılgan halde ise ve bu kırılganlık her sezon artarak buyuyor sa .
Bir yanda Çaykur üzerindeki spekülasyonlar, diğer yandan büyük sermayenin sektöre hakim olma çabası…
Küçük işletmelerin birer birer sahadan çekilmesi…
Çay Sanayi sektörün da bütün bu alışılmışın dışında gelişmeler, çay tarihimizin en zor dönemlerinden birine doğru sürüklendiğimizin açık işaretleridir.
Buradan Çiftçiler olarak hükumete açık çağrımızdır:
Sorunlar bellidir.
Tespiti yapılmıştır.
Artık vakit kaybetmeden çözüm üretilmelidir.
Bu sorunların kalıcı şekilde giderilmesi için acil ve kapsamlı bir hukuki düzenleme şarttır.
Çeyrek asırdır ötelenen Çay Kanunu beklentisi, artık bir sonraki sezona bırakılacak durumda değildir.
Çayın gerçek sahibi olan yaş çay üreticisi adına sesleniyoruz:
Bölge çaycılığının, yani Türk çaycılığının geleceği için somut adımlar atılmalıdır. Aksi halde, maalesef hissedilen ilgisizlik, sektörde derin bir sahipsizlik algısını büyütmektedir.
Çay sadece bir tarım ürünü değildir. Bu toprakların emeğidir, alın teridir, geçim kapısıdır.
Ve artık bu emeğin korunması ertelenemez bir zorunluluktur.
Emin Kanbur / Vicdanın Sesi.