Susmadık. Çünkü susmanın bedelini bu ülke yıllarca ödedi. Susmanın sonunda israf büyüdü, kurumlar zayıfladı, emek değersizleşti.
Unutmadık.
Çünkü unutanlar aynı hataları tekrar yaşar.
Unutmadık; kimin konuştuğunu, kimin sustuğunu, kimin de sadece işine baktığını hafızaya yazdık.
Vazgeçmedik.
Çünkü vazgeçmek, doğruyu yalnız bırakmaktır.
Ve biz doğruyu hiçbir zaman yalnız bırakmadık.
ÇAYKUR’u yazmaya devam ediyoruz.
Çünkü ÇAYKUR bir gündem değil, bir emanettir.
Çünkü ÇAYKUR bir tartışma başlığı değil, yüz binlerce ailenin geçim kapısıdır.
Bugün ÇAYKUR’da:
* Hesap soruluyorsa
* İsrafın önü kesiliyorsa
* “Gerekli mi?” sorusu soruluyorsa
* Üretici merkeze alınıyorsa
Bunu görmezden gelmek değil, kayıt altına almak gerekir.
Biz de bunu yapıyoruz.
Birileri yorulmamızı bekledi.
Birileri gündem değişsin diye uğraştı.
Birileri “nasıl olsa susarlar” dedi.
Yanıldılar.
Çünkü bu bir anlık tepki değil.
Bu bir refleks değil.
Bu, uzun soluklu bir duruştur.
ÇAYKUR’u yazmak;
bir kişiyi savunmak değildir.
ÇAYKUR’u yazmak;
kamu malına sahip çıkmaktır.
Üreticinin alın terine sahip çıkmaktır.
Devlet ciddiyetine sahip çıkmaktır.
Ve şunu herkes bilsin:
Algılar dağılır.
Sponsorlu gürültüler susar.
Ama doğru, sabırla savunulursa ayakta kalır.
Biz o sabrın tarafındayız.
Biz o hafızanın tarafındayız.
Biz o duruşun tarafındayız.
Susmadık.
Unutmadık.
Vazgeçmedik.
Ve ÇAYKUR’u yazmaya devam ediyoruz.