Çünkü bugün ÇAYKUR’da konuşulan her başlığın altında ya doğrudan ya dolaylı bu ismin temsil ettiği anlayış vardır.

Sessiz ama kararlı.
Gösterişsiz ama disiplinli.
Popüler değil ama işin merkezinde.

Bu ülkede çoğu zaman şunu gördük:
Bağıranlar ön plana çıktı,
çalışanlar geri planda kaldı.
Ama ÇAYKUR’da tablo tersine dönmeye başladıysa,
bunun nedeni budur.

Yusuf Ziya Alim,
“beni konuşsunlar” diyenlerden değil,
“iş konuşsun” diyenlerdendir.

Ve bu tavır,
en çok da şuna alışmış olanları rahatsız eder:
* Kontrolsüzlük
* Keyfilik
* Hesapsızlık

Bugün bu alanlar daralıyorsa,
birilerinin sesi yükselir.
Bu da normaldir.

Ama şunu da yazmak zorundayız:
Yükselen sesler,
yapılan işlerin önüne geçemez.

ÇAYKUR’da bugün:
* Sahada olan bir yönetim varsa
* Mesaiye uyan bir düzen varsa
* Üreticinin sözü masadaysa
* Kamu kaynağına daha hassas davranılıyorsa

Bunlar,
“kendiliğinden” olan şeyler değildir.

Bunlar bir iradenin ürünüdür.

Biz bu iradeyi kutsamıyoruz.
Ama yok saymıyoruz.
Çünkü yok sayılan her doğru,
yarın yanlışın geri dönüş yolunu açar.

Yusuf Ziya Alim’i yazmaya devam ediyoruz
çünkü bu ülkede
doğru yapanların adı anılmazsa,
yanlış yapanların adı çoğalır.

Biz çoğalmayı değil,
ayırt etmeyi seçiyoruz.

Susmadık.
Unutmadık.
Vazgeçmedik.

Ve bu isimle,
bu duruşla,
bu anlayışla
yazmaya devam edeceğiz.

Çünkü doğru işler,
ancak takip edilirse kalıcı olur.