Bir ses: Biz sabrettik. Sabır dediler, sustuk.
Başka bir ses:
Çalış dediler, çalıştık.
Yetmedi. Hep yetmedi.
Bir başkası:
Üret dediler, ürettik.
Ama pay bize gelmedi.
Bir ses daha:
Vergiyi biz ödedik.
Affı başkaları aldı.
Genç bir ses:
Okuduk.
Diplomayı aldık.
Valizi hazırladık.
Bir işçi sesi:
Sabah karanlık, akşam karanlık.
Aradaki hayat kime ait?
Bir kadın sesi:
Emeğim görünmez, yoksulluğum kader sayıldı.
Bir emekli sesi:
Ömrümü verdim, karşılığında ay sonunu sayıyorum.
Bir patron sesi (yüksekten):
“Şartlar zor.”
Ama kâr hiç düşmüyor.
Bir ekran sesi:
“Ekonomi büyüyor.”
Biz küçülüyoruz.
Bir koro halinde:
Sorun biz değiliz.
Sorun tembel olmamız değil.
Sorun şükretmememiz hiç değil.
Başka bir koro:
Sorun, azınlığın her şeyi alması.
Sorun, çoğunluğun hiçbir şeye yetememesi.
Bir ses (net):
Bu bir kriz değil.
Bu bir tercih.
Bir ses (daha net):
Bu bir hata değil.
Bu bir düzen.
Birlikte:
Bu düzen adil değil.
Bu düzen ahlaklı değil.
Bu düzen bizim değil.
Son koro:
Bir ülke, halkı konuşmaya başladığında değişir.
Bir ülke, susanların sesi yükseldiğinde ayakta kalır.
Hep birlikte:
Gerçek beka sorunu
bizim yoksulluğumuz değil,
onların doymazlığıdır